TDBD - Türk Diş Hekimleri Birliği Dergisi

100 TDBD bilimsel Özer Alkan*, Sevil Akkaya** Çağdaş bilimsel süreçte genetik ve temel kavramları alıtımın varlığının ilk olarak ne zaman ve ki

100 TDBD bilimsel Özer Alkan*, Sevil Akkaya** Çağdaş bilimsel süreçte genetik ve temel kavramları alıtımın varlığının ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından fark edildiği ve ilk uygulamaların neler olduğu hakkında açık ve kesin bilgiler bugün için mevcut değildir. Ancak, bu konudaki arkeolojik bulgular, binlerce yıl önce hayvanların baŞarılı Şekilde evcilleŞtirildiğini ve bitkilerin kültüre alındığını göstermektedir. Bu bulgular insanların, hayvan ve bitkilerin tercih edilen çeŞitlerinin seçilebileceğini, istenen ve istenmeyen özelliklerin birbirini izleyen kuŞaklar boyunca aktarıldığını kısa sürede öğrendiklerini göstermektedir 3. K cı kuvvetin doğasıdır. Kalıtımsal özelliklerin kaynağı olarak düŞünülen aktif huylar sağlıklı veya hastalıklı olabilir. Hastalıklı huyların doğuŞtan gelen bozukluklar ya da deformasyonlar gösteren yavru bireylerin ortaya çıkmasından sorumlu olduğu; bunun da ötesinde bu huyların bireyde değiŞebildiği ve yeni Şekli ile bir sonraki kuŞağa aktarılabileceği düŞünülmüŞtür. 17. yüzyıla kadar vücut organları gibi yeni yapıların baŞlangıçta var olmadığı ve embriyoda kendiliğinden Şekillendiğini belirten "epigenez teorisi" benimsenmiŞtir 3. 19. yüzyılda elde edilmiŞ belirli bilimsel bulgular, canlı organizmaların fiziksel temellerinin ve birbirleri ile olan iliŞkilerinin anlaŞılmasına yardımcı olmuŞtur. Bu dönemde birbiri ile iliŞkili birkaç fikir özellikle önemlidir. Bunlar; "madde atomlardan oluŞmuŞtur", "hücreler canlı organizmaların temel birimleridir", "çekirdek, hücrelerin yaŞam gücü olarak hizmet görür","çekirdeğin içinde bulunan kromozomlar bir Şekilde kalı- Tarih öncesi dönemde kalıtımı açıklamak üzere az sayıda fikir öne sürülmesine karŞın, insanların bu konuya ilgisi Yunan kültürünün altın çağına rastlar. Hipokrat ve Aristo'nun eserlerinde üreme ve kalıtım alanlarına, özellikle de insan kökeni ile ilgili olanlara çok dikkat göstermiŞ oldukları görülür. Konuyla ilgili hipotezleri; "yeni doğan canlının fiziksel maddenin kaynağı olduğu" Şeklindedir. Fiziksel maddenin yetiŞkin organizmaya dönüŞümünü yöneten ise yaratı- tımda rol oynar" 1,3. Canlı organizmaların, daha önce var olan benzer yapılardan türeyen ve hücre olarak adlandırılan temel birimlerden oluŞtuğu "hücre teorisi" ile ortaya konmuŞtur. Bu teori, epigenez teorisi ile çatıŞan "ön oluŞum teorisinin" de popüleritesini artırmıŞtır 1,3. Darwin ise, "doğal seçilim teorisi" ile "pangenez hipotezini" ortaya koymuŞtur. Doğal seçilim teorisi, populasyonların çevrenin destekleyebileceğinden daha çok sayıda yavru birey oluŞturma eğiliminde oldukları gözlemine dayanır. Bu durum, bireyler arasında hayatta kalma mücadelesine yol açar. Çevreye uyumu sağlayan kalıtsal özelliklere sahip olan organizmalar, daha az uyumu sağlayan kalıtsal özelliklere sahip olanlara oranla yaŞamlarını daha iyi sürdürebilir ve çoğalabilirler. Böylece, uzun bir zaman boyunca az, fakat avantajlı varyasyonlar birikecektir. Kalıtılan bu varyasyonları taŞıyan bir populasyon üreme bakımından izole hale gelirse yeni bir tür oluŞabilir. Doğal seçilim teorisindeki esas boŞluk, varyasyonun ve kalıtımın genetik teme- * Araştırma Görevlisi, G.Ü. Dişhekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı. ** Prof.Dr., G.Ü. Dişhekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı

tasarım ve programlama : hızır seven