Bursa Barosu Dergisi karakterler karakterler mafyalaşma yolunu seçmişti. Yargılanıp gerek adam öldürmeden, bankaları zarara uğratmaktan ve gerekse başka suçlardan yargılanan azımsanmayacak sayıda işadamı hakkında çeşitli cezalar biçildi. Bankacılık? Bankaların görünür işlemleri, zaten geçinmekte zorlanan, dar gelirli insanların yaşamını daha da karartarak ağır biçimde sömürmekten ibaret. Reel sektörün % 10 küsur küçüldüğü iktisadi krizden bankalar, sistemin desteği ve açtığı kanallar sayesinde, karlı çıktılar. Muhasebeciler? Muhasebeciler arasında, daha çok, mükellefinin vergi ya da sigorta priminin ödenmesi için kendilerine bıraktığı nakdi kendilerine harcamak biçiminde bir eğilim vardı. Zamanla azalıp azalmadığına ilişkin bilgi sahibi değilim. Tabipler? Kitlesel tabip tutuklamaları oldu. İlaç şirketleriyle birleşip sosyal güvenlik kurumları aleyhine çıkar sağlamak, bıçak parası adıyla, ameliyat edilen hastalardan bedel almak sağlık sektöründe yaygın gerçekleşen eylemler. Meslekler bazında Türkiye'nin karnesinin parlak olmadığını, üzülerek, yazmak zorunda kalıyorum. Fiyat ve ücretlerdeki dengesizlik toplumsal yapının genel dengesizliğine ayrıca ekleniyor. İnsan ilişkileri? Trafiğe çıkıyorum, iyi biliyorum; sürücüler kaba, agresif ve saygısız oluyorlar. Teşne olunursa bir kilometrelik mesafede on civarında kavganın tarafı olunabileceğini sanıyorum. Bir sohbette, tabip profesör ilkin trafikten, trafikte çektiği sıkıntılardan yakınmış, sonra diğer sıkıntılarından söz etmişti. Benzer yakınmaları meslektaşlarımdan da dinledim. Canlar en çok karayollarında kıyılıyor. Türkiye' de bir terörden söz edilecekse, söz edilmesi zorunlu, bu terör, sivil sandığımız, insanımızın karayollarında estirdiği terör olmalı. Kahvelerin ve hanımların kendi aralarında düzenledikleri günlerin düzeyini ayrıca tartışmak gereği duymuyorum, sistemin, anayasanın 41/1 kuralıyla, Türk toplumunun temeli saydığı aileyi ve ailenin temelini tartışmak istiyorum; Türk toplumun anayasal temeli aile, son çözümlemede, kadın ve erkek bireylerin birlikte kurdukları temel oluyor. Çocuklar bu ortama sonradan doğuyorlar ve çocukları tartışmamın dışında bırakıyorum. Türk toplumunun anayasal temeli sağlam mı? (78) müvekkilinin lehine sonuçlandırmayı misyon edinmiş " yırtıcı" biçiminde tanımlıyor. Yurttaş - insan, avukatı, eğitilmiş insandan çok, avcı hayvana yakın sayıyor. Azımsanmayacak sayıda meslektaşım, ne yazık, piyasaya karşı duramıyor. Kısaca, avukatların, pratikte, iki ayrı ulusa bölünmüş olduğu söylenebilir. Bir yanda yasal tanımı içinde mesleğini yürütmeye uğraşanlar ve diğer tarafta Makyavelist anlayışta avukatlar. Tamirci esnafı? Biz emperyal bir geçmişin çocuklarıyız, narh sistemini de biliyorduk. İmparatorluk geçmişimizde gelirler arasında uçurum oluşmasını önlemek için fiyatlar ve ücretler belirli bir dengede tutuluyordu. Güncelde ise, her türlü denge bir yana bırakıldı ve alaylı bir bilgisayar tamircisinin ücreti saat bazında yargıcın ücretini geçiyor. Örnek olsun; belediye sınırları içerisinde bir yere keşfe çıkan yargıç, vergiler düşüldükten sonra, kırk lira civarında ücret alıyor. Ayrıca, bir ayda kaç keşfe çıkarsa çıksın, alacağı keşif ücreti limitedir; en yüksek devlet memurunun harcırahını geçemiyor. Bilgisayarcı çırağı ise, çağrıldığı yere varıp selam verdiğinde bu selamın asgari bedeli de kırk lira oluyor. Bütüne bakmayı unutmanın bedelini bunalım cinsinden devşiriyoruz. Tamircilere işi düşmüş insanlar bilir; yüksek ücretler karşılığında satın - alınan, sürekli verimsizlik ve sinir bozukluğu oluyor. Daha disiplinli ve derli toplu tamircilik yetkili servis tamirciliğidir ve daha da pahalıdır. Örnek olsun; otomotiv yetkili servisinde bir saatlik işçilik karşılığı alınan ücret elli liranın üzerindedir. Diğer esnaf? İzlediğim programda turist, mikrofona, ayrı dükkanlarda suyun farklı fiyatlardan satılmasını anlayamadığını söylüyordu. Dolandırıldıklarını düşündüklerini ekleyen turist, dolandırılma duygusundan kurtulmak için beş yıldızlı otellerin paket turlarını tercih eder hale geldiklerini anlatıyordu. Kendim de tanık oldum; kamu görevinden emekli olduktan sonra serbest piyasada bir şeyler yapmak isteyenlerin ezici çoğunluğu elindekini de yitiriveriyor. Anlaşılması çok mümkün bir olgu; kamu kesiminde kişilik haline getirdikleri dürüstlükleri serbest piyasada cezaları oluyor; dürüstlük batırıyor. Sanayii? Ülkenin büyük tekstil işletmelerinden birinde çalışan arkadaşım anlatmıştı; birimin yarısına mal edilen ürün beş birime satılıyormuş. Arkadaşım, " helikopterin ve o şaşaanın nasıl karşılandığını düşünüyorsun?" demişti. Ayrıca, geçmiş yıllardan hatırlanacak; patronlar kesimi tefecilerini öldürme,