BURSA BAROSU DERGISI - Bursa Barosu Dergisi Bursa Barosu Resmi Yayınıdır.

Bursa Barosu Dergisi Bursa Barosu Resmi Yayınıdır.

Bursa Barosu Dergisi şaire işkence hasan izzettin dinamo şaire işkence hasan izzettin dinamo Çevrede ipe benzer bir şey bulamadıklarından bir jandarma

Bursa Barosu Dergisi şaire işkence hasan izzettin dinamo şaire işkence hasan izzettin dinamo Çevrede ipe benzer bir şey bulamadıklarından bir jandarmanın getirdiği teli sarmağa başladılar. Hayatî: - Ulan, herifin şeyini keser bu. Boşuna başımıza iş mi açacaksınız? Bir kınnap bulun hiç olmazsa dedi. Birkaç dakika içinde bulunan bir kınnapı sıkıca bağladılar. Birisi iyi bağlanıp bağlanmadığımı anlamak için kınnapa asılınca bağırmak zorunda kaldım. Yemekhane kahkahalarla çınladı. Sonra Hayatî bir jandarmanın adım çağırarak: "Tükür şunun ağzına' dedi. Ağzımı zorla yırtarcasına açarak hazırladılar. Kendisine buyruk verilen jandarma, 'hak tüv' diye ağzıma tükürdü. Hayatî üstçavuş bir başkasını parmağı ile gösterdi: 'Sen de sümkür, bu gavurun ağzına' diye emretti. O da ağzıma sümkürdü. Bir sürü genç insan elimi yüzümü sımsıkı tuttuğundan kafamı oynatamıyor, ağzıma dolan iğrenç yabancı maddeleri dışarı püskürtemiyordum. Hayatî, bir başka jandarmaya: -Haydi sen de işe bu hergelenin ağzına. - dedi. Jandarma, hiç ikirciklenmeden yanıma diz çöktü ve ağzıma pek az da olsa çöğdürdü. Biraz sonra Hayatî, jandarmaya şöyle ünledi: - Ulan bu herifin ağzının içine sıçacak kimse yok mu? Sıyır ulan donunu, sıç bakalım şu hergelenin ağzına! -diye bağırarak Erattan hiçbiri bu korkunç işe yanaşmak istemediyse de Hayatî bir jandarmayı kolundan kavrayarak: - Aman komutanım, ben biraz önce ayakyoluna gittim. Ben de bir sey kalmadı yapamam !... Üstçavuş öbür jandarmaları da sıkıştırdıysa da hiç biri bu iğrenç işe yanaşmadı. O zaman, 'Bırakın öyleyse kalsın' diye emretti..." Hasan İzzettin Dinamo'nun işkencesi burada bitmemişti daha. Ama bu kitabın yazarının eli varmıyor gerisini buraya aktarmaya. Acaba burada Romalı şair gibi "Homo sum, et nihil humanum alienum est mihi. (İnsanım ve insansı hiçbir şey bana yabancı değildir) mi, demek gerekiyor? En sonunda Hasan İzzettin Dinamo 1942 yılında gittiği askerlikten 1949 yılında döndü. Askerliğinin son yıllarında Ateş Yılları romanı ve sekiz ciltlik Kutsal İsyan üzerinde çalışmaya başladı. Hasan İzzettin Dinamo'ya işkence yapanlar, onu zindanlara kapatanlar ve Hasan İzzettin Dinamo, elbet birgün ölüp gittiler. Ne var ki Dinamo'nun Savaş ve Açlar, Ateş Yılları, Kutsal İsyan adlı eserleri ve şiirleri geleceğin mutlu insanlarına ulaşacak. *Siyasal İktidar Sanata Karşı ki, Dinamo'nun yakalanması değil, görüldüğü yerde vurularak öldürülmesi söz konusuydu.... [Kırşehir'de] Yerköy istasyonunda yüzlerce kişinin gözleri önünde yakalanışım, bütün anlamıyla utanç verici korkunç bir rezaletti. Bir İstanbul'lu kadın bilet aldığım sırada ellerimden erkek olduğumu anlamış, beni ihbar etmişti. Her yanda kadın kılığında bir Rus casusu yakalandığı söylentisi çalkalanıyordu. Bütün Orta Anadolu emniyet örgütü ayaktaydı. Bu trajik bir komediden başka bir şey değildi. Birkaç sosyalistçe şiir karalamaktan, iş nereye gelip dayanmıştı. Devlet gücü bir tek insana karşı harekete geçince korkunç bir şey oluyordu. Her neyse, bu yakalanıştan sonra da çok zahmet ve eziyet çekerek Erzincan'a götürüldüm. Oradaki hapishanede yeniden dört buçuk aya mahkûm edildim... Cezamı bitirerek Pülümür'deki eski kıtama gittim... Erzincan'da yanıma eskiden tanıdığım birkaç arkadaş daha katıldı. Muğla'daki yeni kıtamıza doğru yola çıkarıldık. Aydın'da jandarmaya teslim edildik. Karakoldan karakola teslim edilmek koşuluyla yola dizildik. Ege'nin korkunç sıcağı altında yayan ve ellerimiz kelepçeli gidiyorduk. Çine'de ünlü jandarma taburu vardı. Yırtık postallar içinde ayaklarımız patladı, yara bere içinde kaldık. Çine'ye vardığımızda bir yığın delikanlı jandarma, keyiften ağızları bir karış açık bizi karşıladı. Bizi karardıkta ta jandarma koğuşunun altında merdivenle inilen bir yer altı hücresine itelediler, içerde ayaklarımız insan pisliklerine battı. Pislik ve sidik kokusu buram buram tütüyordu. Demek ki, bizden önce gelenler işlerini buraya yapmışlardı. Betonun üstüne yorgunluktan kıvrılıp birbirimize yaslanarak bir şekerleme kestirelim derken, kapı açıldı. Bizi birer birer alıp götürmeğe başladılar. Sıra bana gelince anlatılması çok uzun sürecek işkencelere uğrattılar... Hasan İzzettin Dinamo, Çine'deki bu işkenceleri Ant dergisine yazdığı bir yazıda anlatmıştır: "Kafama, suratıma yediğim ağır yumruklarla nakavt olmuş gibiydim. Yumrukların en müthişi çeneme inendi. Ben uyuşuk bir durumda ayakta, depreme tutulmuş Çine kavaklarından biri gibi sallanırken, sekiz-on jandarma beni anadan doğma soyarak sırtüstü soğuk betona yatırdılar. Her kolumdan ve bacağımdan ikişer kişi asılıyordu. Sırtım buz gibi betona yapışınca sersemliğim geçer gibi oldu. Hayatî'nin (üstçavuş) eğilip tenasül uzvuma dikkatle baktığını ayırt ettim: - Sünnetli olmasına sünnetli ama, bu onun gavur olmadığını ispatlamaz - dedi-. Yahudiler de sünnet oluyor. Belki de yahudidir. Bağlayın şunun kamışına bir ip. (90)

tasarım ve programlama : hızır seven