barıŞçı olduğu Şeklinde algılanması sonucunu doğurmuŞ olabilir. Nitekim Anadolu'da, çok nadir ve tehlike altındaki endemik türler, meŞe ormanlarında yetiŞir: Antalya'ya endemik acıçiğdem "Colchicum minutum", Mersin'e endemik inci sümbülü "Hyacinthella lazulina" ve Konya'ya endemik havacıvaotu "Alkanna dumanii", kermes meŞesi açıklıklarında; Kayseri'ye endemik devedikeni "Cirsium aytatchii" ve Konya'ya endemik dam koruğu "Sedum cilicicum" ile Hatay'a endemik cabla "Phlomis amanica", saçlı meŞe açıklıklarında yetiŞmektedirler. Antik dönem Trakya krallarının yığma mezarlarında, meŞe palamudu motifli altın taçlar ve diademler bulunması, sadece Anadolu değil, Trakya kültüründe de meŞeye verilen önemi göstermektedir. UŞak ilinde bulunan meŞhur Karun Hazinesi'nin en nadide parçalarından olan meŞe palamudu motifli gerdanlık, görenleri Lidya sanatının üstün estetik anlayıŞıyla büyülediği kadar, Anadolu bitkilerinin, sanat ve uygarlığın doğumunda baskın rolünü göstermesi açısından da dikkat çekmektedir; meŞe, baŞ tacı edilen bir ağaçtır antik çağlarda. Hititler, günümüzde de olduğu gibi, mazı meŞesi (Q. infectora) ve palamut meŞesinden (Q. ithaburensis) ilaçlar elde ediyorlardı. Günümüzde UŞak ilinin EŞme ilçesinde bulunan Umurbaba Dağı köylüleri, "Quercus cerris" (Saçlı meŞe) meŞesinin meyvesini toz haline getirerek, ishali ve kanamaları önlemede kullanırlar. Mersin'in Yanıktepe yöresinde, meŞe palamutları ateŞte közlenerek yenir. Balıkesir yöresinde, "Q. İnfectoria"nın (mazı meŞesi) mazıları, sepicilikte kullanılır ve devetüyü renkli boya elde edilir. Taze meyveleri hayvanlar için besin, ayrıca halk hekimliğinde antiseptik olarak kullanılır. Hatay'ın Yayladağı ilçesinin KıŞlak beldesinde, "Q. infectoria subsp. boissieri"nin (pelit) kupulalarından ve kabuklarından ayıklanmıŞ meyveler, Şeker hastalığının tedavisinde kullanılır. Muğla yöresinde, "Quercus pubescens" adlı meŞe türünün yapraklarından hayvan yemi, mazılarından halı ve kilim boyası, gövdesinden saban, yakacak ve odun kömürü yapılır. Dünyada sadece Muğla, Antalya ve Aydın yörelerinde doğal olarak yetiŞen, bu yöreye endemik olan ve yörede "pirnal (pinar) meŞesi" olarak adlandırılan "Quercus aucheri"den, Bodrum yöresinde insan ve hayvan yiyeceği elde edilir. Bu endemik meŞemizin Bodrum Çiftlikköy Yalısı'nda anıt ağaç niteliğinde, çok büyük, altında mezarlık bulunan bir bireyi bulunur. Meyveleri korda ve külde kestane gibi kavrularak veya haŞlanarak yenir, yaprakları hayvan yemi olarak kullanılır, gövdesi saban, dibek tokmağı, çamaŞır teknesi ve su yalağı yapımında, ayrıca yakacak olarak kullanılır. Bu meŞe türünün dallarından sapan yapılır, odun kömürü yapımında kullanılır, bal arıları bitkinin çiçeklerinden çok yararlanır. Bu ağaçla ilgili olarak Bodrum'da, "Kargı Deresinin Pinar Odunu" isimli türkü dillendirilmiŞtir. İçinde meŞelerin olduğu baŞka türkülerimiz de vardır; ama bu türküyü özel kılan, pinar meŞesinin endemik, yani ülkemize özgü olması, ülkemizin de sadece üç ilinde yetiŞmesidir. Lokal endemik bir meŞe türümüzün türkülere konu olmasının diğer anlamı Şudur: Bu meŞe türü ile ilgili baŞka diyarlarda türkü ve kültürel unsur bulunamaz; türküye konu olan meŞe ne kadar endemikse, ondan doğan türkü de o kadar endemik ve özgündür. Şimdi endemik türkümüzün sözlerine gelelim: "Gargı deresinin pinar odunu / A yavrım sürmelim / Amman gel gaçalım / Arabacı yol ver geçelim / Hanımlara fisdan biçelim / Nacaklar mı yardı senin budunu / A yavrım sürmelim." Türküden de görüleceği üzere, içinde endemik meŞe adı geçen bu türkümüzdeki sıcaklık ve insancıllık, meŞe ağacının binlerce yıldan bu yana Anadolu insanına kattığı güzelliklerin yansımalarındandır. Yolculuk 99