yemek ise, eskisi gibi lezzetli değildi. Sanki tuzu mu biraz fazla, yoksa yağı mı az koyduk? Acaba bizim ağzımızın tadı kaçmıŞ olmasın? Çocukluğumuzda ve gençliğimizde, zihnimizde yarattığımızdan çok farklı bir dünyayla karŞılaŞtığımızda, sanki içimizden bir parça bizi terk edip gidiyor. YaŞamın herkes için hazırladığı acı sürprizlerle karŞılaŞtığımızda, hayatımızdaki yapmacık gülücüklerin sayısı artmaya baŞlıyor. Sonuna kadar güvendiğimiz insanların bize oynadıkları oyunlar, zehirliyor zihnimizi. Kırılan kalbimizle baŞ baŞa kaldığımızda, verdiğimiz onca sevginin karŞılığında aldığımız acımasızlığın arasında, umutlarımız tükeniyor. "Neydim, ne oldum?" diye sorarken kendimize, özlem duyuyoruz tüm bunların hiç farkında olmadığımız o yaŞlara. İŞte ben de geçenlerde kapıldım gittim bu karamsar duyguların ardına. Sordum kendime: "Acaba Şimdi uğraŞsam, anlatabilir miyim duygularımı o kadar masumca?" "Elbette, neden olmasın?" dedi içimdeki ses ansızın. Aslında cevap çok basitti: Neden olmasın? İŞ yerimden fırladım sokağa. Sanki içimde bir çiçek açmıŞtı, kokusu çok tanıdık. Gülümsüyordum, otuz iki diŞim dıŞarıda. İnsanlar bana bakıyordu, ben de onlar baktıkça daha çok gülümsüyordum. Sanki içimi bir coŞku kaplamıŞtı. Simitçiden bir simit aldım. "Hayat iŞte senin bu simitlerin kadar güzel!" dedim simitçiye, ardımdan "Her geçen gün birileri keçileri kaçırıyor, ne olacak bu dünyanın hali?" dercesine bakarken. Oyuncakçıya giderek, en sevdiğim oyuncak bebeklerden birini aldım, elektrik faturasının parasıyla. Ne yapalım, ben de karanlıkta oynarım artık! Hep yapmak istediğim ama ayıp olur diye cesaret edemediğimi yaptım nihayet. Sık sık hesaba para yatırmaya gittiğim bankaya gittim. İŞlemleri yapan delikanlıya yaklaŞtım. Onun, "Ben yakıŞıklıyım ve sen de tüm kızlar gibi bana yanıksın." diyen suratına gülümsedim. "Bak gördün mü çarpıldın bana." dercesine attığı bakıŞa, cevap verdim; "Farkındayım çok yakıŞıklısın. Ama senin adına çok üzgünüm. Birileri sana aŞık olsa bile, sen onları sevemeyeceksin. Çünkü çoktan birine aŞık olmuŞsun: Kendine." Oh nasıl rahatladım anlatamam. Yüzüme daha da yayılan bir sırıtmayla oradan ayrıldım. Bir dilenciye, "Kendine yazlık da alırsın artık." diyerek para verdikten sonra, yeni hedefime doğru yola çıktım. Sonra hızla kendimi eve attım. Oyuncak bebeğimin saç modelini değiŞtirdim. Sonra "Çılgın Müge yeter artık, Şimdi büyüme zamanı." diyerek, kendimi koltuğun üzerine bıraktım. Gözlerimi kapattım ve defalarca bu birkaç saatin içinde yaptıklarımı gözümde canlandırarak, tadını çıkardım. Yeniden doğmuŞtum. İçimde anlatılması imkansız bir enerji kıpır kıpırdı. Kalktım temizlik yaptım, bulaŞık yıkadım, ütü yaptım, yemek piŞirdim. İŞin ilginci, tüm bunlardan inanılmaz zevk aldım. Değerli küçüklerim, içinizdeki coŞkuyu, yaŞama tutkuyla bağlanmanızı sağlayan o saf duyguları hep koruyun. Büyüklere özeniyorsunuz belki ama siz büyüdükçe ve kaslarınız geliŞtikçe, onlara binen yükün ağırlığı da artacak. Bu yükün, içinizdeki saf yaŞamı ezmesine engel olun. YaŞam size ne getirirse getirsin, siz onlara sahip çıkın. YaŞadığım bu günün ardından bir kez daha anladım ki, bu katıksız duygular bizim en değerli hazinelerimiz. YaŞamdaki olumsuzlukların onları çalmasına izin vermeyin. Ve kim ne derse desin, büyüdüğünüzde, arada bir çocuk olmayı hep hatırlayın. Sevgili büyüklerim, sizden bir ricam var: Lütfen haftada bir gününüzü ya da hiç olmazsa birkaç saatinizi, yeniden çocuk olmaya ayırın; bunu kendiniz için yapın. Yeni bir yaŞam enerjisiyle dolacaksınız. Size sıkıntı verenler bile eskisi gibi boğamayacaklar sizi. Çünkü siz onları çocuk gözleriyle görecek, kulaklarıyla duyacak ve yüreğiyle hissedeceksiniz. Olayların içeriğini belirleyen, bizim onlara olan yaklaŞımlarımızdır. Zor diyorsak zordur, kolay diyorsak da kolaydır. İŞte bu kadar! Hiçbir Şey göründüğü kadar karmaŞık değildir, pireyi deve yapmadığımız sürece! Bu sebeple tek yapmanız gereken, "Neden olmasın?" diye sormak. Bir soruyla baŞlayacak ve yeni bir baŞlangıçla sonlanacak gününüz. Hadi, durmayın, sorun kendinize; "Neden olmasın?" Yolculuk 109