YOLCULUK Dergisi - Kamil Koç Aylık Kültür ve Yaşam Dergisi

Kamil Koç Aylık Kültür ve Yaşam Dergisi

almaktaydı. Bu tapınağa, rahiplerin dıŞındaki insanlar çıkamazdı. Katlar birbirlerine basamaklarla bağlıydı; ama tapınak bölümüne geçiŞ engellendiği i

almaktaydı. Bu tapınağa, rahiplerin dıŞındaki insanlar çıkamazdı. Katlar birbirlerine basamaklarla bağlıydı; ama tapınak bölümüne geçiŞ engellendiği için burada basamak değil, içten çıkılan bir yapılanma söz konusuydu. Yapının alt kesiminde bazı odaların bulunmasına ve bunların ibadet amaçlı olmasına rağmen, diğer katlarda bölümler bulunmamakta ve bunlar sadece tepeye çıkmayı kolaylaŞtıran ara kademe görevi görmekteydiler. Bu büyük kuleler, antik dönemde birçok seyyahın ilgisini çekmiŞtir. Örneğin MÖ 5. yüzyılda Bodrumlu Herodotos, bunların astronomik gözlemevi olduğunu sanmıŞtır. MÖ 5. yüzyılda yaŞayan Yunanlı hekim Ktesias, "Kaldeliler, yükseklik yıldızların hareketini gözlemeyi kolaylaŞtırdığı için bu kulelerin tepesine çıkarak astronomik gözlem yapıyorlar." demiŞtir. 19. yüzyıl seyyah ve bilginlerinin çoğu, bu kanıyı sürdürmüŞtür. Ancak 20. yüzyıl kazıları, bu kanıları çürütmüŞ ve zigguratın Mezopotamya insanları için gerçek anlamını ortaya koymuŞtur. Ziggurat, Mezopotamya zihin ikliminde, yaradılıŞın göze görünür simgesidir. Apsu (Dünya gezegeninin üzerinde salındığı su kitlesi) ile toprağı (Ki) ve gökyüzünü (An) birleŞtiren, evrenin eksenini simgelemektedir. Babillilerin yaradılıŞı anlatan "Enuma EliŞ" adlı destanında, zigguratların tanrıların evleri olduğu bildirilmektedir. Bütün zigguratların en ünlüsü, Babil Kulesi'dir. Bu tapınağın Babil dilindeki esas adı, "Etemenanki"dir. Bu kelime, "yerin ve göğün temeli" anlamına gelmektedir. Bu kule, Babil'in I. Hanedanı'na mensup krallar (MÖ 1894-1575) tarafından yaptırılmıŞ; bina defalarca elden geçirilmiŞ ve yenilenmiŞ, Yeni-Babil döneminde (MÖ 625-539) adeta yeni baŞtan yapılmıŞtır. Bir kenarı 91 metre olan kare bir tabana oturan kule, yedi katlıdır ve yüksekliği 90 metredir. O çağ için inanılmaz olan bu yükseklik, Babil Kulesi'ni bütün Mezopotamya tapınaklarının en büyüğü ve görkemlisi haline getirmektedir. Bu kule, Musevilerin kutsal kitabı Tevrat'a göre, insanların göğe ulaŞma amaçları doğrultusunda inŞa edilmeye baŞlamıŞtır. Nuh'un soyundan gelen bu insanlar, aslında insanlık ailesinin tümünü meydana getirmektedirler. Yani Tevrat'a göre yeryüzündeki bütün insanlar, bu inŞaat sırasında Babil'de toplanmıŞ bulunmaktadırlar. Öte yandan, aynı soydan gelen ve aynı amaç doğrultusunda büyük bir iŞe giriŞen bu insanlar, aynı dili konuŞmaktadırlar ve zaten o sırada dünyada tek bir dil vardır; bu da Ã?dem'in dilidir. Bu eylemi fazla Şımarıkça bulan ve insanların kendilerini yaratıcılarıyla eŞit görmeye baŞladıklarını fark eden Tanrı, insanların tek olan dilini bozup, birden fazla ve çeŞitli hale getirmiŞtir. Bu durumda artık birbirlerini anlayamaz hale gelen Nuh'un torunları, inŞaatı tamamlayamayıp, dünyanın dört bir yanına dağılmıŞlar ve farklı milletler halinde yeniden örgütlenmiŞlerdir. "Babil" kelimesinin etimolojik kökeni de zaten bu efsaneyi beslemektedir. Akadça bir kelime olan "Bab-ili", "Tanrı'nın kapısı" anlamına gelmektedir (Türkçeye Arapçadan geçen bab=kapı ile Allah, yani el-İlah kelimeleri de Akadça kökenlidir.). Eğer kelimenin ilk halinin "Bab-el" olduğu düŞünülürse, o zaman "Tanrı'nın kenti" anlamına gelmektedir. İŞte Babil Kulesi efsanesi, Tanrı'ya adanmıŞ bir kulenin, insanın hırslarına mağlup olması sonucu nasıl Tanrı'nın gazabına uğradığını ve o zamandan bu yana insanların farklı milletler halinde bölünerek, birbirleriyle anlaŞamamalarını anlatmaktadır. Ziggurat, Eski Mezopotamya kent, din ve toplumsal tabakalanma anlayıŞının en özgün ve hayranlık verici yapılarından biridir. Aynı zamanda insanın efsane üretmeye ne kadar yatkın bir canlı olduğunun da tanıklarından ve kanıtlarından biridir. Yolculuk 23

tasarım ve programlama : hızır seven