edilebilir Şeyler değildi. Bence bu politika, siyaset değil bir kör dövüŞtü ve ilk siyasi uyanıŞım da orada oldu sanırım." DüŞünce yapısındaki bu değiŞimin ardından, kendisini daha çok okula ve derslerine veren Ümit Hanım, okulun son döneminde ilk eŞi, kızı Hazar'ın babası Tansel Karahan ile tanıŞır. Okul bittikten ve Ümit Hanım Aydın'a dönüp çalıŞmaya baŞladıktan sonra niŞanlanan çift, 1989 yılında evlenir. EŞinin iŞi nedeniyle de Diyarbakır'a taŞınırlar. Kızını da dünyaya getireceği bu Şehirde, o güne kadar karŞılaŞtıklarından çok bulunan bir kız okuluna matematik öğretmeni olmak için baŞvurur; ama kadronun dolu olması nedeniyle, matematik öğretmenliği yerine edebiyat öğretmenliğine uygun görülür. Kader, onun çok sevdiği kitaplarla bir arada olmasını, bu sevgiyi yeni nesle aŞılama fırsatını sunar hiç beklemezken. Aldığı maaŞla, sadece bir etek ve bir dikiŞ makinesi alan Ümit Hanım, çalıŞtığı süre boyunca önüne çıkan bu Şansı çok iyi kullanır; gerektiğinde müfredatı bir kenara koyar, çocuklarla okuma günleri düzenler, en çok kitap okuyanlara kitaplar hediye eder, okulun çitlerinin dıŞındaki hayatta onları nelerin beklediğine dair sohbetler yapar. Çok sevdiği bir kocası, bir kızı, mutlu olduğu bir iŞi varken; yani hayat tam da yolunda denecek Şekilde akıp giderken, eŞini bir trafik kazasında kaybeder. "Hayatıma giren erkekler açısından çok Şanslı olduğumu düŞünüyorum. O anlamda baba figürü benim için çok önemli ve özel. İlkokul mezunu olmasına rağmen, çok aydın bir insandı. Ben onun sağcı olduğunu biliyordum ama İstanbul'a gidince anladım ki aslında babam çok iyi bir sosyal demokrattı. Sonra benim için Atatürk figürü çok önemli ve hayatımdaki erkeklerden birisi olarak görüyorum onu. Sonra ilk eŞimden çok Şey öğrendim. Şimdi Keramettin Bey'le beraberim ve ondan da çok Şey öğreniyorum. İnsanlar bir tane iyi adam bulamazken, ben bu anlamda kesinlikle çok Şanslı bir insan olduğumu düŞünüyorum." EŞinin ölümünün ardından, okurken sıklıkla tatillerini geçirmek üzere geldiği ve çalıŞıp harçlığını çıkardığı Fethiye'ye, aynı zamanda akrabası da olan Şimdiki eŞi Keramettin Yılmaz'ın otelinde çalıŞmak üzere yerleŞir. Yoğun çalıŞma temposu içerisinde, bir yandan kızı ve kendisi için bir gelecek kurmaya çalıŞırken, diğer yandan ayakları üzerinde durabildiğini herkese ve en baŞta kendisine kanıtlamaya çalıŞmaktadır. Çok çalıŞtığı iŞinde kısa zamanda yükselmeye baŞlar. Bu sırada kızı ile çok fazla görüŞememesi, kızının bakıcıların yanındayken psikolojik sorunlar yaŞamaya baŞlaması, elini asla onun üzerinden çekmemiŞ olan annesini rahatsız eder ve torununu Aydın'a götürmeyi teklif eder. Ümit Hanım, kızından uzak kalmayı bir yandan kabul edemezken diğer yandan kızının psikolojik olarak farklı yaŞamlara, kültürlere tanıklık etme fırsatı bulur. Gerçek yoksulluğu, dil uyuŞmazlığının yarattığı sorunları, terör korkusunun ne olduğunu hep orada yaŞadığı süre içinde öğrenmesine rağmen, "Diyarbakır'daki günler öyle güzeldi ki..." diye baŞlar yine de oralara iliŞkin sözlerine. Çünkü çok güzel dostlukların da yeŞerdiği, farklı insanlardan yeni Şeyler öğrendiği, bebeğiyle doyasıya vakit geçirdiği yer olacaktır aynı zamanda Diyarbakır. Oradan Sivas'a tayinleri çıkar ve kızının da biraz büyümüŞ olmasının etkisiyle Ümit Hanım, evlerinin karŞısında Yolculuk 57