Palmyra'nın anıtsal kapısından bir vakitler alayı vala ile girip çıkan kervanlar, yerini motosikletle taŞıdıkları suyu, çölde yanmıŞ turistlere satan seyyarlar ile turist gezdiren Bedevi devecilere bırakalı hayli zaman olmuŞtu. Palmyra, Suriye'nin en değerli ören yerlerinden biriydi; ancak sadece bu kadar değil, tüm Arap aleminin gözbebeği Kraliçe Zenobia'nın efsanevi kentiydi. Bu Şehri en çok geceleri gezmeyi severim. El ayak çekildikten, turist kalabalıkları yerini ıssızlığa örten bulutun kenarları, çocukluğumuzdaki mendillerin tığ iŞi dantelli kenarları gibi ıŞıltılı oyalarla bezenir. Seyrine doyum olmaz; elini uzatıp ayın önünden alıvermek, sonra lavanta kokularını içine çekerek koynuna saklayıvermek ister insan. Parfüm ve baharat, bu Şehrin ihtiŞamını yaratan, zenginliğini doğuran en önemli iki ürün olduğuna göre, durgun gecelerde dolunayı örten bulutun lavanta kokuları saçması da bu satırların okuru tarafından yadırganmaz herhalde. Aslına bakılırsa, "Bereketli Hilal"den uzak konumuyla, hiçbir zaman doğal ticaret yollarının üstünde olmamıŞ Palmyra. Yine de İpek Yolu'nda taŞınan değerli ürünlerden alınan vergiler sayesinde kalkınmıŞ. Çin'den ve Hindistan'dan gelen kervanların geçtiği İpek Yolu, MÖ 1.yy'da Seleikoslar'ın kontrolüne girince, Palmyralılar batıdaki limanlara yakın konumuyla önemli bir merkez olan Homs yolunda güvenlik sağlamayı baŞarmıŞlar. O dönemde, Asya'nın içlerinden gelen ürünler, Roma İmparatorluğu'nun ayrıcalıklı yurttaŞlarının temel ihtiyaçlarını giderdiği için önem taŞımaktadır. Özellikle üst sınıfların çılgınca düŞkün olduğu baharatın ve parfümün, hem güvenli hem de ucuz yoldan elde edilmesi, devletin bekası için zaruridir. Bu uğurda savaŞlar açılır, toprak iŞgal edilir, sömürge yönetimleri kurulur. Palmyra da Romalıların bir türlü akıl sır erdiremedikleri çölün derinliklerinden gelen kervanların taŞıdığı baharatı ve parfümü, denize kadar ulaŞtırabildiği sürece korunur ve imar edilir. bıraktıktan sonra giderim. Sarı çöl taŞlarındaki nakıŞlar ancak o zaman kendine gelir; Palmyra'nın anıtsal kapısı ancak o zaman her geleni sıradan bir ziyaretçi gibi değil de, gelenin meŞrebine göre kabul etmeye baŞlar. O saatten sonra, yıkık dökük de olsa ziyaretçilerin hayran bakıŞlarını çeken muhteŞem kapı değildir artık, gündüz görünmeyenlere açılan bir geçittir orası. O gece de öyle oldu; yani yüksek kapının kemerinden geçer geçmez, mendil büyüklüğünde bir bulut, gökyüzünün laciverdinde kayarak gelip bütün Şehvetiyle yanan dolunayın önünde durdu. Böyle zamanlarda bilirsiniz, ayı O günlerde baharat ve ipek yollarının denetimi, günümüzdeki petrol ve enerji yollarının denetiminden pek de farklı değildi anlaŞılan. Petrolün yaŞamsal önem taŞıdığı "çağdaŞ medeniyet" gibi o vakitler de baharat ve parfümle birlikte nadide dokumalar, ipek kumaŞlar, kıymetli Palmyra, Suriye'nin en değerli ören yerlerinden biriydi; ancak sadece bu kadar değil, tüm Arap aleminin gözbebeği Kraliçe Zenobia'nın efsanevi kentiydi. Yolculuk 65