YOLCULUK Dergisi - Kamil Koç Aylık Kültür ve Yaşam Dergisi

Kamil Koç Aylık Kültür ve Yaşam Dergisi

geçirilmesinin ardından, MÖ 8. yy'da, neden ve nasıl olduğu bilinmeyen bir Şekilde atölye, eserler de oracıkta bırakılarak terk edilir. O günden sonra

geçirilmesinin ardından, MÖ 8. yy'da, neden ve nasıl olduğu bilinmeyen bir Şekilde atölye, eserler de oracıkta bırakılarak terk edilir. O günden sonra da ne kullanan, ne uğrayan olur ve 1890 yılında, Sam'al arkeoloji kazısının baŞkanı Felix von Luschan tarafından keŞfedilinceye kadar da bu sessiz uykusunu sürdürür. Luschan, keŞfinin ardından, diğer kazılarla ilgili yazdığı raporunu 1893 yılında Berlin'de yayımladığında, Yesemek'ten Antik Yakın Doğu'nun en büyük heykel atölyesi unvanını elinde bulunduran Yesemek, Hititlerin diğer kentlerine ve ticari iliŞki içinde oldukları diğer ülkelere kabataslakları tamamlanmıŞ heykeller gönderdikleri çok önemli bir atölyeymiŞ zamanında. "1989'dan önce, burada ne köprü ne yol ne de kurtarılmıŞ alan vardı. İlhan Hoca, bitmek bilmez enerjisiyle bunların hepsinin yapılmasını sağladı. Şimdi burada gördüğünüz her düzenlemede, her heykelde, her Şeyde onun el emeği var. Köprüyü yapacağımız zaman kazma küreği alır, bizimle birlikte hiç gocunmadan çalıŞırdı. 90'larda bu alana girilemiyordu bile; yol yoktu. Buradan her yere baŞvurularda bulundu ve yol yaptırttı." '89 yılında baŞlayan kazıyla kazı alanında çalıŞması teklif edilen ve yaklaŞık 20 yıldır da burada görevini sürdüren Bekçi Ali Çiçek'in hayranlıkla karıŞık büyük bir sevgi ve saygı duyduğu İlhan Bey hakkındaki sözlerinden bir kısmı yukarıdaki. Demir iŞçisi olarak baŞka bir yerde çalıŞmakta olan Ali Çiçek, buradaki demir iŞlerini yapmak üzere çalıŞmaya baŞlar ama zamanla, kazının heyecanı onu da sarar ve her taŞın altına elini koymaya baŞlar. Kazılar tamamlanıp da arkeologlar iŞi bırakırlarken, İlhan Hoca da onun bu fedakarlıklarının karŞılığı olarak ve buraya duyduğu sevgiye inanarak, bu alanın korunması görevini Ali Çiçek'e teklif eder. Kazı de "TaŞocağı ve çok sayıda aslan tasviriyle, iŞçilikleri tamamlanmamıŞ heykellerin bulunduğu yer."1 diye bahseder ve onu tekrar derin uykusuna gömer. 1955 yılında, Prof. Dr. Bahadır Alkım tarafından bilimsel kazı ve araŞtırmaların baŞlamasıyla Yesemek, tekrar tüm canlılığıyla aramıza döner. Bu ilk kazı döneminin ardından, Yesemek Heykel Atölyesi'ni günümüzdeki haline kavuŞturan ve onun Yesemek Açık Hava Müzesi olarak ziyarete açılmasını sağlayan ikinci kazı ise 1989 yılında, Prof. İlhan Temizsoy tarafından baŞlatılır. Aralarında güneŞ kursu bulunan ikili Dağ Tanrısı kabartmasından bir örnek. Fotoğraf: Ceyda TaŞdelen Yolculuk 77

tasarım ve programlama : hızır seven