Yazı: Murat Mallı, A. Tuğberk Uğurlu Fotoğraflar: Seda Mallı, Murat Mallı Lüksemburg K öln'den Lüksemburg'a giderken hayatımın en keyifli tren yolculuklarından birini yaşıyorum. Hava muhteşem, trende neşeli insanlar var ve sabahın erken saatleri olmasına rağmen Almanya'daki karnavalın da etkisiyle halen eğlenceli bira partilerinin son demlerini yaşıyoruz. Öğle saatlerine doğru Lüksemburg sınırına giriş yapmamızla birlikte, sakin bir ortam yerini alıyor trenimizde ve bu sakinlik, bu küçük ülkedeki bütün seyahatimiz boyunca sürüyor. Hiç de alışık olmadığımız bir şey, bir ülkenin başkentinde bu kadar sakin bir hayat ve bir o kadar da birbirine yakın standarttaki yaşam tarzına sahip insanlar. Lüksemburg Büyük Dukalığı ya da çoğu insanın dile getirdiği gibi Lüksemburg; Fransa, Belçika ve Almanya ile komşu ve kuzeybatı Avrupa ülkesidir. 900'lü yıllara dayanan çok maceralı bir tarihe sahip olan şehrin etrafında büyüyen ülke de ismini bu şehirden almış. Kont Siegfried'in 963 yılında Lütteburg Kalesi'ni kurdurmasıyla Lüksemburg ismi, ilk olarak tarih sahnesine çıkar. 1827'de bağımsızlığını kazanan Lüksemburg Büyük Dukalığı, o günden bu yana bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürür. Dukalık sistemiyle yönetilen Lüksemburg, dünyada halen dukalıkla yönetilen ve bağımsız olarak varlığını sürdüren tek devlet özelliğine sahip. Nitekim bağımsızlık politikası uygulamasına karşın her iki dünya savaşında da Alman işgalinde kalan ülke, 1947'de Belçika ve Hollanda ile iktisat ve gümrük birliği sağlayarak Benelüks'ü oluşturdu, ardından da 1957'de, Avrupa Birliği'ne üye oldu. Avrupa Birliği'nin önemli başkentlerinden biri olan şehirde, birçok Avrupa Birliği kurumunun burada bulunması, kente bürokratik bir hava da katıyor. Bunlardan en önemlisi Avrupa Birliği bünyesinde yer alan Avrupa Adalet Divanı ki bu sebepten dolayı "Avrupa'nın adalet başkenti" unvanını da hak ediyor bu küçük şehir. Ne de olsa Avrupa Birliği'nin kurucu ülkelerinden birisinin başkenti. Avrupa Yatırım Bankası ve Avrupa Sayıştayı, bu şehirde bulunan diğer önemli Avrupa Birliği kurumları. Dünyanın en küçük ülkelerinden biri olan, bunun yanında ise dünyanın en yüksek kişi başı yıllık millî gelirine (81 bin dolar, 2006 tahmini) sahip olan ülkenin başkenti, Lüksemburg. Kentte bulunduğum süre içerisinde hep düşündüm; "Açın halini tok bilmez, fakirin halini zengin bilmez." ya da "Güneş bekleyen soğuktan donar, zengin Ponte Adolphe Köprüsü bekleyen açlıktan ölür." atasözleri burası için ne kadar doğru diye. Şehrin sokaklarında yürürken gözlemlediğim insanların özellikle giyinişleri, trafikteki araçlar ve birbirinden pahalı ürünlerin satıldığı mağazaları gördükçe, bu ülkenin adının neden "lüks" ile başladığını yeterince iyi anlıyoruz. Avrupa'daki diğer ülkelere göre zengin bir toplum olması, ülke yüzölçümünün (2.586 km2 ) küçük olması, kişi başı yıllık millî gelirle doğru orantıda. Yolculuk 79
Huzurlu Bir Düş Ege Kıyıları Hazırlayan: Berna Çetin Akgün Fotoğraflar: Faruk Akbaş Yolculuk 35
Bir Kulaç Ötede Erdek Yazı: Berna Çetin Akgün Fotoğraflar: Faruk Akbaş Yolculuk 59
Işıltılı Sularda Ritim Kürek Yazı: Dr. Gökhan Korkmazgil Fotoğraflar: Faruk Akbaş Yolculuk 69
Bursa Haber Bugün Gündem Bursa Hakimiyet Basında Kamil Koç Otobüsleri A.Ş. Bursa Haber