B İY O G R A F İ Arabistan'a giden Eşref, burada ilk önemli askeri operasyonlarına başlayacaktı. Kısa sürede onlarca şeyh ile görüşen Eşref, Abdülhamid'e karşı yapılacak olan bir isyanın alt yapısını hazırlamaya çalışıyordu. Ancak, bir süre sonra ilan edilecek olan Meşrutiyet ile bunların hiçbirisine gerek kalmayacaktı; ona af çıkmıştı! Arabistan'dan silah arkadaşlarıyla beraber İstanbul'a dönen Eşref, kısa sürede Teşkilat-ı Mahsusa ce İttihatçıların en önemli isimlerinden biri haline gelecekti. Trablusgarp, Balkan Savaşları ve Birinci dünya savaşına en ön saflarda katılan Eşref Kuşçubaşı, Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri olan Süleyman Askeri Bey'in ölümü üzerine yeni lider olarak seçilecekti... Yeniden Arabistan'a giden Eşref, burada Osmanlı generalliğine yükseldi. Artık Arabistan ondan sorulacaktı. İlk harekatı İngiliz mandası altındaki Mısır'a idi. Aynı sıralarda Enver Paşa Turan hayali kurarken, onun aklında Tunus vardı! Ve, Eşref Kuşçubaşı komutasındaki Osmanlı ordusu Mısır'a karşı Kanal Harekatına başlattı. Yaklaşık 20 bin asker ile Nil kıyısına varan Eşref, gözlerini Kahire'ye dikmişti. Ama herşey onun istediği gibi gitmiyordu... Süveyş kanalına tüm gücüyle saldıran Osmanlı Ordusu, zafer için gün sayarken Türk tarihindeki en haince saldırı ile karşılaşacaktı. Büyük Arabistan hayali verilen Faysal'ın, arkadan 30 bin kişilik bir ordu ile saldırdığını gören Eşref, direniş emri verecekti. Herşey çıkmaza girmişti... Sahradaki büyük savaşı kaybeden Eşref, 40 kişilik mangası ile 20 bin kişilik Mısır kuvvetine karşı direnmeye başladı. Yaklaşık 5 saat boyunca inanılmaz bir direniş gösteren Eşref, en sonunda yaralı olarak yakalanacaktı... Yakalandığında, götürüldüğü ilk kişi, Orta Doğu'yu Osmanlı'ya karşı kışkırtmış olan ünlü ajan Lawrance idi. Ona şöyle haykıracaktı; "- Lawrence, kazandığını sanıyorsun. Fakat henüz hiçbir şey bitmedi. Hükümetinin başına öyle musibetler salacağım ki, 2 asır uğraşsanız bitiremeyeceksiniz." Bu sözlerinin ardından, İngiltere'deki Teşkilat-ı Mahsusa ekiplerine, İngiltere'nin başını çok ağrıtacak olan IRA'nın kurulması emrini verdiği iddia edilir. Yakalanmasının ardından, bir savaş gemisi ve bir denizaltı eşliğinde Malta'ya sürgüne gönderilir. Burada, Arabaistan'daki hatıralarını yazdığı bir eser oluşturacaktı. Kısa süre sonra, Osmanlı'nın dünya savaşından çekildiği haberi duyulacaktı. Mondros ile anlaşılan esir değiş tokuşu sonucu Eşref Kuşçubaşı da, Anadolu'ya yeniden dönüyordu. Ama, onun için hala bir kurtuluş gözüküyordu. Mustafa Kemal'in ateşlediği kurtuluş inancı onun kalbinde de filizleniyordu. İlk karşılaştığı kuvay-i milliye birliğine girdi; bu birlik ise kendisinn yetiştirdiği Çerkes Ethem'in komutasındaydı... Özellikle Adapazarı mevkiinde önemli başarılar elde eden Eşref Kuşçubaşı, halktan zorla yiyecek ve para aldığı iftirası yüzünden Ali Fuat Paşa'nın telgrafı ile görevinden alınacaktı. Bir süre sonra da, İngiliz Muhbiri olduğu iddiası yüzünden Çerkes Ethem ile sınır dışı ediliyordu... İstihbaratçı olduğu için, kayıtları neredeyse çalıştığı her kurumdan silinmişir. Kuleli'den Harbiye'ye kadar hiçbir kurumda ismi yoktur. Ayrıca, kardeşi için İzmir Suikastinde rol aldığı iddiaları vardır. İkinci Dünya Savaşı'nın arefesinde çıkarılan af ile yeniden yurda dönen Eşref Kuşçubaşı, 1964'e kadar sessiz sakin bir ortamda yaşadı. 1964'te ise vefat etti. Mezarı, SökeKuşadası(Aydın) yolu Yaylaköy Caferli Granta Mezarlığı yanındadır. Ruhu şad olsun...