Amerika, dünyamızın son iki asrına damgasını vurmuş en önemli ülke. Hem ekonomik hem de askeri olarak dünya devletlerinin süper gücü olarak gösteriliyor. Tarih boyunca ne Roma'nın ne de Osmanlının yapamadığı kadar büyük bir güce ulaşmış bu ülkenin tarihine bir göz atalım. Aslında, bizim şimdi Amerikalı dediklerimiz, kendilerine Amerikalı diyen İngilizlerin torunları. İngilizler, 16. yüzyıla girilirken yeni kıta Amerika'ya keşif seferleri düzenleyip buradaki yerleşimlerini kurmaya başlamışlardır. Amerika'nın Atlas Okyanusu kıyılarına yerleşen İngilizler, burada yaklaşık 13 tane koloni oluşturdular. Bu koloniler, kısmen cumhuriyet ile yönetiliyorlardı ve Avrupa'daki halklara nazaran daha fazla sosyal hakka sahiptiler. Avrupa'da patlak veren yedi yıl savaşları sonucu, bu kolonilerde ilk ayrılık hareketleri de başlamıştı.Savaşta ekonomik olarak yıpranan İngiltere, bu kolonilere çay ve damga vergisi uygulamaya başladı. Ancak, koloniler bu vergileri reddedeceklerdi. Amerika'daki ilk iç savaşın çıkması an meselesiydi! İlk çatışma, kolonilerin üç İngiliz gemisini batırması ile başladı. İngiltere, gemilerin tazminatının ödenmesini sağlamak için Boston limanını ablukaya almak zorunda kaldı. Bunun üzerine Philedelphia'da toplanan sömürge elçileri, İngiltere ile savaş kararını alıyorlardı. İngilizlerin Boston yakınlarındaki bir silah deposunu baskınına Amerikalıların karşılık vermesi, savaşı resmen başlatıyordu! 4 Temmuz 1776 yılından itibaren, İngilizlere göre "asiler", Amerikalılara göre ise "bağımsızlık savaşçıları", yüksek vergilerin azaltılması ya da yaşam şartları için değil, bizzat ülkelerini kurtarmak için savaşacaklardı. Savaşın ilk aylarında İngilizler Amerikalı milisleri ezip geçiyordu. Disiplinli ve eğitimli İngiliz ordusu, sivil ve dağınık Amerikalıları kısa bir sürede imha edecek gibi görünüyordu. Ta ki, Washington'un sahneye çıkışına kadar... George Washington, Amerikalı sivil ordunun en önemli generallerinden biriydi, ancak o ilerleyen yıllarda ABD'nin kurucusu olacaktı... İngilizlerin Hudson Nehri boyunca kolonileri ikiye ayırma planını deşifre den Washington, New York'a yığınak yapmaya başladı. Ancak hem sayı hem de eğitim açısından yetersiz olan Amerikan güçleri, New York'ta tutunamayacaktı. Washington, şehirden sadece üç bin asker ile geri çekiliyordu. Üstüne üstlük, bu askerlerin moralleri sıfıra yakındı. Otuz dört bin kişilik tam teçhizatlı İngiliz ordusu ise, Amerikan milislerini yok etmek için baharı beklemeye başlamıştı. 1776 yılının Noel gecesi Washington, hayatının en cüretkar ve en meşhur emrini verecekti. Savaşa hazırlıklı olmayan İngiliz ordusuna, Delawere Nehri geçilerek darbe vurmayı planlıyordu. Savaşın dönüm noktası