KUVEYT TURK - Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. 2008 Yılı Faaliyet Raporu

KUVEYT TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş. DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde aşırı şişen mortgage piyasalarının ç

KUVEYT TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş. DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde aşırı şişen mortgage piyasalarının çökmesiyle başlayan finansal krizi IMF, 1930'lardaki Büyük Buhran'dan bu yana dünyanın yaşadığı en kötü kriz olarak nitelendirmektedir. Bugün finansal kriz artık küresel boyutta bir ekonomik krize dönüşmüştür. Son yirmi yılda küresel ekonominin, sınırları ortadan kaldırmış olması nedeniyle ABD'de başlayan bu kriz kısa sürede bütün dünya ekonomilerine sıçrayarak sistemik bir şok dalgası yaratmış ve küresel finansal sistemin temelini oluşturan piyasalara ve kurumlara büyük darbe vurmuştur. İyimser olanların "tehlikenin büyüğü geçti" şeklinde değerlendirmesine rağmen mevcut vahim tablo ve hızla kötüleşmeye devam eden göstergeler, henüz sorunun temeline inilemediğini ve küresel ekonomilerin karşı karşıya bulundunduğu esas tehlike olan güven bunalımının nasıl aşılabileceği konusunda hiçbir öngörü olmadığını göstermektedir. Bazı ülkelerin korumacılık konusunda ciddi tedbirler almaya başlamış olması dünya ticaretinin ve para sisteminin daha büyük sarsıntılara gebe olduğuna işaret etmektedir. Bu kriz her yönüyle daha önce yaşananlardan çok farklı olduğunu göstermiştir. Çok büyük olduklarından asla batmaz diye bakılan bir çok kurum neredeyse iflasın eşiğine gelmiştir. Bazı hesaplara göre yaşanan küresel kredi krizi, son bir buçuk yılda dünyanın toplam varlıklarının yüzde 45'ini eritip yok etmiştir. Kimine göre bu krize küreselleşmenin neden olduğu büyüme ve birleşme hırsıyla kredi veren kurumların risk değerlendirme ve kredi süreçlerinin bozulması, kimine göre de rating şirketlerinin yanılma ihtimallerini azaltmak için objektif değerleri terk edip subjektif yaklaşımlara yer vermesi sonucu yanılma paylarının büyük oranda artması neden oldu. Kimine göre de, uluslararası muhasebenin temel ilkelerinden biri olarak görülen Mark-To-Market adlı varlık değerlendirme yöntemi, sistemik çöküntülerde piyasaların bir bütün olarak değer kaybına neden olarak faydadan çok zarar sağladı. Ancak bütün bu fırtınaların aksine İslam ülkelerindeki Katılım Bankaları'nın ve finansal kuruluşların, bu tür küresel finansal şoklara karşı sistemik bağışıklığa sahip olmaları nedeniyle buralarda bir sorun yaşanmıyor. Aksine global olarak yaşanan ekonomik çöküntüde Katılım Bankası niteliğindeki en büyük on kurumun 2008 yılında yüzde 30 düzeyinde büyüdüğünü görüyoruz. Klasik bankalar konsolidasyona gidip işgücü azaltırken bu kurumların büyüdüğüne ve yeni istihdam alanları yarattığına şahit oluyoruz. Bir çok ekonomist ve akademisyen şimdi harıl harıl bu dayanıklılığın, bu bağışıklığın kaynağını araştırıyor. Politikacılar ve işverenler, Katılım Bankalarının finansal şoklara dayanıklılığı ve kriz ortamında dahi büyümeye devam edebilecek bir tür rekabetçi avantaja sahip olmasının, bugüne kadar incelenmemiş ve üstünde durulmamış olan bu sistemin mevcut buhranı atlatmaya ve alternatif bir yeni ekonomik model oluşturmasına yardımcı olabileceğini tartışıyor. Mevcut krizin, küresel finansal sistemin üstüne inşa edildiği klasik bankacılık temelleri ve finans anlayışının, küresel ekonomik düzenle uyumlu olmayan zayıf yönlerini ortaya çıkardığı belirtiliyor. Mevcut klasik sistemde, belirli bir varlığa dayalı borçlanma ikrazı çok kademeli ve türevsel olarak gerçekleşmektedir. Ancak bu tür ikrazlarda işlemin altında yatan kredi, üstündeki türevlerine ve kademeli borçlanma katmanlarına swap yapma imkanı vermediğinden, ana kredinin temerrüde düşmesi halinde zarar, üst katmanlara ve türevlere misliyle yansımaktadır. Bu da sonuçta bir zarar dalgasının ortaya çıkmasına ve bir çok piyasayı etkilemesine neden olmaktadır. Piyasaların birbiriyle ilişkili ve paralel hareket etmeleri sonucu bünyelerinde oluşan şokları absorbe edememeleri halinde de bugün yaşanan küresel kriz gibi çok uzak sahilleri de vurabilen piyasa tsunamileri meydana gelmektedir. Klasik bankacılık modelinin faiz tabanlı olan bu katmanlı ve mikyaslı ikraz-varlık ilişkisinin aksine, iştirak tabanlı olan Katılım Bankacılığı'nın ikrazlarında finansal işlemlerin altta yatan varlıkla bire bir ilişkisi organik olarak korunduğundan bu tür dalgalanmalar mahallinde kalıp absorbe olurken, yansıma ve yayılma yoluyla yan ve ileri piyasaları etkilemesi söz konusu olmamaktadır. Bu suretle de iştirak tabanlı finansman modeli işlemlerdeki ve piyasalardaki istikrar ve güven unsurlarının hiçbir aktarma yapmadan aynen korunmasını sağlamaktadır. Özellikle iştirak ikrazlarının ribadan (faiz riski) arındırılmış olması, içinde kharar (belirsizlik riski) barındırmaması ve herhangi bir maisir (kumar riski) unsuruna rağbet etmemesi, bu ikrazların istismar edilmesini ve spekülatif yatırımlara hedef olmasını önlemektedir. Dolayısıyla da üzerlerine türev veya katman inşa edilmesi mümkün olmamaktadır. Aynı şekilde iştirak ikrazları, "emek verme, risk alma ve sorumluluk taşıma" anlamına gelen î'vadz (eşdeğer mukabiliyet) esası üzerine inşa edildiklerinden, borç vermede adil ve akil olma imkanı sağlayarak men- 10

tasarım ve programlama : hızır seven