21. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi Bildiriler Kitabı - Mimarlar Odası Bursa Şubesi 21. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi Bildiriler Kitabı

Mimarlar Odası Bursa Şubesi 21. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi Bildiriler Kitabı

Yöresel geleneksel mimarilerin doğa ile uyumu tartışmaları bu yapıların doğal topoğrafya ya da yer ile ilişkilerinin araştırılması ile başlamaktadır.

Yöresel geleneksel mimarilerin doğa ile uyumu tartışmaları bu yapıların doğal topoğrafya ya da yer ile ilişkilerinin araştırılması ile başlamaktadır. Yukarıda değinildiği gibi farklı kültürler, doğal zemin ile ilişkilenme biçimlerinde farklılıklar göstermektedir. Yaygın olan tutum yapının doğal zemine çok sıkı bağlanması anlamına gelen yerle bir düzeyde yapılaşmadır. Yapı yükünün zemine aktarılması gerekliliğinden çıkarak bu tür bir ilişkilenmenin en kolay ve akla ilk gelen yapılaşma biçimi olduğu söylenebilir. İkinci bir seçenek olarak küçümsenmeyecek sayıda yöresel-geleneksel mimarinin yerden yükseltilmiş yapılaşmalar olarak geliştiğini biliyoruz. Bunlardan birincisi çok geniş bir coğrafi alanda gelişme ve gerçekleşme olanağı bulan geleneksel Osmanlı evidir. Bu evlerin zemin katları depo, ahır v.b. işlevler için kullanılırken yaşama mekanları ahşap direkler üzerinde yerden yükseltilmiştir. Genellikle taş duvarlarla çevrilen zemin katlarda pencere bulunmaz. Evler, yerden yükseltilme ilkesi nedeni ile sokak düzlemi ile direkt bir ilişkilenme içinde değildir. İç mekan-doğa ilişkileri avlu üzerinden sağlanmaktadır. Thailand, Vietnam, Malezya ve Endonezya gibi Güneydoğu Asya geleneksel evleri yerden ahşap dikmeler üzerinde yükseltilmiş olarak gerçekleştirilmiştir. Bir ile bir buçuk metre arasında değişen ölçülerdeki yükseltmeler altında geleneksel Osmanlı konutunda olduğu gibi bir işlev gerçekleştirme olanağı yoktur. Yükseltmenin nedeni sel sularından ve sürüngenlerden korunmanın yanısıra rutubet sorununun havalandırma sağlanarak çözüme ulaştırılmasıdır. Aynı bölgede bazı balıkçı köylerinde ise su yüzeyinden yükseltilmiş konutlardan oluşan yerleşmeler bulunmaktadır. Bu yaygın yerden yükseltilmiş konut uygulamasına karşın Malezya ve Singapur kentlerinin Çin mahallelerinde geleneksel konutların sokak düzleminde gerçekleştiği görülmektedir. Bitişik düzendeki bu dükkan evlerde shop house- rutubet ve havalandırma sorunu evin yapı kitlesi içinde yer alan avlular ile çözüm getirilmektedir. Bir diğer yer ile ilişkilenme biçimi yeraltı yerleşmeleri şeklinde görülmektedir. Dünyanın farklı yörelerinde rastlanabilecek bu tür yerleşmelerin Türkiye'deki en yaygın örnekleri Kapadokya Bölgesi kentlerinde görülmektedir. Kalın duvar örüntüsü diye nitelendirilen bu tür oluşumların (7) hava koşulları ile mücadele açısından yüksek yalıtım değerleri sağlamalarının yanısıra yeryüzünün eldeğmemiş olarak kalması gibi de bir özellikleri bulunmaktadır. Yapı-doğa ilişkileri bakış açısını genişleterek yapılaşma-doğa ilişkileri olarak bakacak olursak yer seçim ilkeleri açısından nerede ise tüm geleneksel yerleşmelerin üretim biçimleri ile uyum içindedirler. Örneğin tarım ve hayvancılık ağırlıklı geleneksel Osmanlı yerleşmelerinde genel ilke: "sırtı karada gözü ovada" cümleciği ile özetlenebilir. Bu deyiş bir yandan ekime elverişli düz alanların tarım için ayrılacağını ve yapılaşmaya açılmayacağını dikte ederken diğer yandan eğimli arazilerdeki yapılaşma alanlarının tarım alanlarını denetim altında bulunduracağını anlatmaktadır. Böylece ekolojik denge açısından tarıma elverişli alanlar yapılaşma ile ortadan kaldırılmaktadır. Çatılar yapıların iç mekanları ile gökyüzü oluşturulan ara yüzlerdir. Bir yanda birçok yüzeyden oluşan çatılar hem yapı içi mekanları hem de yapı dış yüzeylerini başta yağışlar olmak üzere atmosferik etkilerden korumak için yapılır. Bu nedenle yapının ve yerleşmelerin doğa ile ilişkilenmesi açısından önemli roller üstlenir. En yalın hali ile çatı düz bir yüzeydir. Genellikle toprak ve taş taşıyıcı duvarlı yapılarda uygulanan ve teras çatı olarak da adlandırılan bu tür çatılar üzerinde dolaşılan, hatta bazen tüm yerleşmenin dolaşımının sağlandığı, yaşama, yatma, gıda kurutma v.b. işlevler için de kullanılabilen çatılardır. Ortaya çıkışlarını, M. Ö. 7000'e, hatta Çatalhöyük ile çok daha öncelere kadar uzanabilen teras çatılar farklı kültürler tarafından uygulanarak dünyanın hemen her köşesinde varlıklarını sürdürmektedir. Teras çatıların büyük bölümü kar yükünü taşıyacak ve belirli bir kar kalınlığını yalıtkan olarak yüzeyinde bulunduracak şekilde gerçekleştirilmektedir. 8

tasarım ve programlama : hızır seven