21. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi Bildiriler Kitabı - Mimarlar Odası Bursa Şubesi 21. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi Bildiriler Kitabı

Mimarlar Odası Bursa Şubesi 21. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi Bildiriler Kitabı

YEŞİL KENTSELLİK: KAVRAMDAN UYGULAMAYA Prof.Dr. Derya OKTAY / Çağrılı Bildiri 1. GİRİŞ Yirmibirinci yüzyılın başı, teknoloji ve endüstrideki gel

YEŞİL KENTSELLİK: KAVRAMDAN UYGULAMAYA Prof.Dr. Derya OKTAY / Çağrılı Bildiri 1. GİRİŞ Yirmibirinci yüzyılın başı, teknoloji ve endüstrideki gelişmelerin doruğa ulaştığı bir dönüm noktası olurken, ekolojik dengenin bozulması ve doğal kaynakların yitirilmesi bu gelişmelerin bedeli olmuştur. Bu nedenle, çevre ve doğa ile ilintili tüm tartışmaların, iklimsel değişiklik ile bağlantısı olduğu bilinciyle hareket edilmesi artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Sürdürülebilirlik ile ilgili küresel gündemin en başında ise kentler yer almalıdır. Bunun nedeni, kent toplumunu desteklemek için zorunlu olan enerji, malzeme, su, gıda, ve diğer konuların doğada bıraktığı etkilerin çokluğunun belirlediği büyük ekolojik iz (ecological footprint) olup, kentlerin çevresel edimleri (performansları) arasında önemli farklılıklar olduğu gibi, ekolojik izleri arasındaki farklılaşmalar da büyüktür. Yapılan karşılaştırmalar, kentlerin, mekansal düzenleriyle, yönetim deneyimleriyle, ve üretim biçimleriyle, yeryüzü kaynakları ve ekosistemleri üzerindeki talep ve baskının önemli ölçüde azalması için çözüm noktası olabileceklerini işaret etmektedir. Öte yandan, kentlerin en önemli bileşenleri olan yapıların, var olan bir çevreyi olumlu ya da olumsuz şekilde, mutlak bir şekilde etkilediği de bir gerçektir. Bu bağlamda egemen olan düşünce, en önemli sorunların ekolojik duyarlılıkla tasarım konusunda bilinç eksikliğinden kaynaklandığı şeklindedir. İngiltere'de yaptırılan bir araştırmanın sonuçlarına göre (Johnson, 2008), yüklenicilerin büyük çoğunluğunun (%65) çarpıcı 'ikonik' tasarımlardan çok kolay etkilenmesi, topluma sorumluluklarının öğretilmesi konusundaki yetersizlik, ekolojik mimarinin "çirkin" mimari olarak görülmesi, uygulamalarda topluma ve kullanıcıya saygı bağlamında etik eksikliği, mimarlık uygulamalarının 'yeşil' kentsellik kavramını destekleyemesinin diğer nedenleridir. Burada dikkate almamız gereken şudur: dünyadaki gelişmeleri yarım yüzyıl boyunca etkileyen tüm 'zararlı' düşünceler (Modernist kent planlaması çerçevesinde benimsetilen zonlama, hiç bir farklı işleve yer vermeyen dev konut bloklarından oluşan kompleksler, uzun sürüş mesafeleri, boşalmış kent merkezleri, yerel bağlamla ilgisi olmayan kentsel çevre ve mimari, kimliksizlik (tekdüzelik, aynılık, vb.) kullanımı olmayan tanımsız yeşil alanlar/boşluklar, vb.) ilk kez batılılar tarafından 'keşfedilmiş', ne var ki, bunların neden olduğu sorunlara çözümler de onlar tarafından bulunmuştur. Bu nedenle, geçmişte 'yeşil' ve 'sürdürülebilir' bir kent ve yerleşim kültürünün yaşandığı bu topraklarda, yıllardır denenen ve artık kurtulma yollarının arandığı bazı yaklaşımları hiç sorgulamadan tekrarlamak yerine, hedeflenen nitelikte çevrelere bugünkü koşullarda nasıl ulaşılacağı, yerel planlama ve tasarım çalışmalarında insan doğa yakınlaşmasının nasıl sağlanacağı konusuna odaklanan çağdaş yaklaşımlar izlenmeli ve yere özel yönlendirmelerle geliştirilmelidir. 2. Sürdürülebilirliğe dayalı 'yeşil' kentsellik kavramı ve uygulamalar Günümüzde yeryüzü üzerindeki çevresel etkilerin azaltılması konusunda daha duyarlı ve dikkatli bir şekilde yaşama çabaları tartışılırken, pek çok farklı terim kullanılmaktadır. 'Sürdürülebilir gelişme', 'sürdürülebilir topluluk' (community), 'sürdürülebilir kentler', 'sürdürülebilir mimari/konut', vb. bunlardan bazıları olup, bunlara son eklenen kavram: 'sürdürülebilir yurttaşlık'tır. 11

tasarım ve programlama : hızır seven